Ulus ilçesine 17 Km. uzaklıkta bulunan Ulukaya Şelalesi ve Kanyonu; çevresindeki panoramik güzelliğiyle yoğun ziyaretçi çekmektedir. Kanyonun uzunluğu yaklaşık 1 km olup, yüksekliği 300 mt.'dir. Şelale kaya oyuğu içinden çıkan suyun, 20 mt. yükseklikten düşmesiyle oluşmaktadır. Ulus çayına, 30-40 mt. genişliğinde bir gölet oluşturduktan sonra dökülen suyun debisi 200-250 lt/sn'dir.
Ulukaya'daki Gizem
Ulukaya Şelalesi ile ilgili anlatılan mitoloji onu daha da anlamlı kılmaktadır. Selamnos 1.95 boylarında iri kaslı, iri vücutlu, yeşil gözlü yakışıklı bir delikanlıdır. O, küçük yaştan beri koyunları ve keçileri dağlarda otlatarak yaşamını sürdürüyordu. Hera ise yaratılırken Tanrı'nın biraz özen gösterdiği; mavi gözlü, uzun ve sarı saçlı ve süt beyaz tenli olmasıyla, yöredeki delikanlıların iç geçirdiği bir genç kızdır. Esintili günlerde eda ile yürürken, arkaya savrulan saçları rüzgarın içinde haleler oluştururdu. Günlerinin çoğu Ormanlarda geçerdi. Yakacak için odun, astım hastası olan ve solunum güçlüğü çeken Babasının kaynatıp suyunu içmesi için de reçine, papatya, nergis çiçeği ve ıhlamur toplamaya giderdi. Zaman zaman, uğur saydığı sincapların ağzından düşen cevizleri yakalardı. Bir gün Selamnos ve Hera, yeşilin cennet imajına büründüğü, derelerin çağıldayarak aktığı, güneşin ağaçların arasına girmekte zorlandığı ve orman güllerinin kızıl bir renk oluşturduğu dağın bir kesitinde karşılaşırlar.

Öyle bir karşılaşma ki, birbirlerini görür görmez gözlerinin içinde sörf yapmaya başlarlar. Bir, iki, üç buluşma derken bir aşk doğmaya başlar. Öyle bir aşk seli ki, önce Ulukaya'dan Drahna'ya ve oradan da Paphlagonia'ya sığmaz olur… Sonuçta evlenmeye karar verirler. Hera'nın ailesi pek istemese de Muhteşem bir düğün yaparlar. Anlatılanlara göre, düğün giysileri gerek Hera'ya ve gerekse Selamnos'a çok yakışır. Damatlık elbiseleri Selamnos'un delikanlılığını iyice ortaya çıkarırken, beyaz gelinlikler içindeki Hera bir melek gibi görünür…
Evliliğin ilk yıllarında çift gayet mutludur. Ne var ki aniden bir rahatsızlık vuku bulur. Selamnos yatağa düşer. Sebebi anlaşılamamıştır bu hastalığın. Birçokları nazara bağlarlar. İyileşsin diye Kocakarı ilaçları yapıp getirenler olmuş. Ama hepsi boş… Günler, haftalar ve yıllar su gibi akıp gider… Selamnos yapayalnız. Koca delikanlı zaman içersinde erimiş gitmiş…
Hera nedense anlaşılmaz bir tavır içersine girer. O artık seven kadın değil, kocasından ve hayattan nefret edendir. Duyan herkese "Olamaz" dedirtir. Nankör Hera, kocasına destek vereceğine ondan kaçmaya başlar.
Zaman akıp giderken Selamnos'un düşündeki bütün çıkışlar kapanmıştır. Artık yaşamak bir hiçtir onun için. Bulabildiği tek çözüm kendine ait zamanı durdurmaktır... Eylemini gerçekleştirmek için mekan aramaya başlar. Öyle bir yer bulmalı ki atladığında geriye dönüşü olmasın… Birkaç yer düşünürken ufkunda böyle bir yer şekillenir. İşte orası Ulukaya'dır.
Yanında hiçbir şey olmaksızın nefes nefese Ulukaya'nın zirvesine çıkar. "Heraaaaaaa…" "Heraaaaaaa…" Diye seslenir. Yankı yapan dağlardan "Heraaaaaaa…" sesleri kulağına geri geldikçe inadına bağırır… Bir kez daha… bir kez daha derken Hera'nın masum yüzünün hayaliyle boşluğa bırakır kendini…
Aşk Tanrıçası Eros, başlangıçtan bu yana göz pınarları dolsa da müdahale etmemiştir yaşananlara. Ancak, bu aşkın böyle sonuçlanmasını istememektedir. Onun için hemen harekete geçer; Selamnos'un bedenini, yere değer değmez akıp giden yeraltı suyu ve ardından şelaleye dönüştürür. Su da olsa değişen bir şey yoktur Selamnos için. Yine başını taştan taşa vurarak akar gider Karadeniz'e doğru. Ulus Dağları, Ulus Ovaları Aşk feryatlarını almaz olur.
Tanrıça Eros olayın etkisinde kalır. Diğer Tanrılara neler yapılması gerektiğini sorar. Birlikte düşünüp karar verirler. Yüce karara göre; "Her kim Ulukaya şelalesinden bir yudum su içerse, yüzünü yıkarsa ya da bir mendil ıslatırsa Selamnos'un da acıları o kadar azalacaktır." Yine, Ulukaya'dan su içenler, mendil ıslatanlar ve yüzlerini yıkayanlar, içlerinde gizli kalmış sevgi kırıntılarından arınacaklardır." Böylece, Ulukaya'nın bu kutsiyeti Selamnos'un acılarını dindirecektir.
Ulukaya Şelalesi, gerek otantik yapısındaki çekicilik ve gerekse mitolojik yönüyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi ve beğenisiyle karşılaşmaktadır.
Aksu Çayı Şelalesi
Ulus-Kumluca Beldesine 18 km. uzaklıkta, Kızıllar Köyünün Umar tepesi mevkiindedir. Umar tepesini 10 mt genişliğinde ikiye bölen Aksu çayı, üç aşamalı olarak 35 mt.lik bir yükseklikten düşerek şelaleyi oluşturmaktadır. Ayrıca, Umar tepesindeki kayalarda Hz. Ali'nin atının ayak izleri bulunduğu söylenmekte; kurak geçen yaz aylarında yağmur duasına çıkılmaktadır. Bu özellikler, Umar tepesini ve Aksu Çayı Şelalesini çekici kılmaktadır.
Gergece Şelalesi
Merkez ilçe Yeşilkaya köyünde, 11 km. uzaklıktaki Gergecekaya mevkisindedir.
Gölderesi (Çambu) Şelalesi
Kurucaşile İlçesi Karaman (Çambu) köyüne 7 km uzaklıkta bir vadi boyunda oluşmuştur. 15 m yükseklikten kademeli olarak düşmekte olup, ormanlık bir saha içerisindedir.
Çiğdem SAÇLI bakın nasıl anlatıyor, GÖLDERESİNİ

Taşların arasından coşkuyla akan minik şelale, az da olsa çevredeki sessizliği kırıyor. Şelalenin döküldüğü yerdeki suya girmek ise biraz cesaret gerektirecek nitelikte. Zemini kaygan ve buz gibi olan bu suya girmek isteyenlerin dikkatli olması gerekmektedir.
Kamp yapmak isteyenlerin de çadırlarını rahatlıkla kurabilecekleri alan "Gölderesi Şelalesi"nde mevcut. Şelalenin hemen ön tarafındaki alanda çadır kurabilir, ateş yakabilirsiniz. Sessizlikle, doğayla içiçe bir kamp zevki doyumsuz olacaktır.
"Gölderesi Şelalesi"nin sularını takip ettiğinizde sizi, ağaçların birbirleriyle fısıldaştıkları yemyeşil bir dünya bekliyor olacak. Hafif engebeli yolu ilerledikçe aranıza ormandaki küçük canlılarda katılacaktır. Kuşlar, kurbağalar, yusufçuklar size yol göstermek isterler sanki.
Gün batımı başladıkça, güneşin yumuşak yüzü şelaleye yansır adeta. İşte o anı fotoğraf makinenizle karelemek, ortaya sürekli elinizin altında olacak doyumsuz bir manzara çıkartacaktır’’